| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )
vidyo,müzik,rap,rock,sohbe,mp3RSSYorum RSS
bedava lig tv izle hadii
bedava lig tv izle hadii
1 "azaltma" etiketi kullanan gönderi "azaltma" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

her derde deva Aloe vera 

El kremleri, şampuanlar hatta tıraş ürünleri onun rahatlatan ismiyle insanlar tarafından güvenilir olarak biliniyor. Geçmişte ürünlerin bileşimindeki listenin son sırasında yer alan buyor. Tıpkı çölde yetişen kaktüsün suyu depo­ladığı gibi aloe vera da insan cildini kurumaktan koruyor. mu­cizevi bitki, günümüzde garantili bakımın anahtar maddesi olarak öne çıkarılı

Uzun yıllardır bilinen aloe vera bitkisi, son yılların en gözde bitkileri arasında bileşimindeki yüksek değerli maddeler bakım ürünlerinde çok yönlü olarak kullanılabiliyor. Bilinen 3 bin aloe çeşidi arasından cilt ve organizma üzerinde etkili olan “Aloe bardadensis miller” türüdür. Gerçek aloe vera bitkisi kaktüse çok benziyor. Bilimadamları bu bitkinin şeffaf yapraklarında çok sayıda etkili madde olduğunu keşfetmişler. Vitaminler, mi­neraller, enzimler, amino asitleri ve esansiyel yağ asitleri…

Peki, aleo vera bitkisi etkisini nasıl gösteriyor. Aloe vera’lı doğal kozmetik ürünleri cildin nem dengesini düzenliyor, cil­din doğal koruyucu tabakasını destekliyor ve onu zararlı dış et­kenlerden koruyor. Aloe vera jeli cildi yatıştırdığı gibi, küçük yaraları iyileştiriyor. Özellikle vücut losyonları ve güneş sonrası bakım ürünleri idealdir. Ancak aloe vera’nm ciltjeli ya da şampu­an olarak kullanımı ise uzmanlara göre oldukça anlamsız. Ne­deni, her iki formda da ürünün ciltte ve saçta çok kısa süre ka­lıyor olması. Ayrıca bitkinin toplanmasından sonra gördüğü iş­lem de etkisinin az ya da yoğun olmasında önemli rol üstleni­yor....
üzerinde etkili olabilmesi bir anlamda ürünle bağlantılı. Duş

gençliğin anahtarı soya

Beslenmede uzun zamandır hayvansal gıda yerine kullanı­lan ve özellikle vejetaryenlerin vazgeçilmez besin kaynağı soya, tam 4 bin yıllık bir geçmişe sahip. Soya sütü, soya filizi ve tofu son yıllarda sağlıklı beslenmenin vazgeçilmez üçlüsü. Biyolojik yapısıyla öne çıkan bir bitki olarak soya sadece besinsel değer­leriyle değil aynı zamanda bileşimindeki vitaminlerbir cilt ve sağlıklı saçlar için de bir numara. Yapı­lan araştırmalar, soya tüketimleriyle batının da ilgisini çeken Asyalıların, menopoz dönemlerini neredeyse hiç şikayetsiz ge­çirmelerini ve genç görünümlerini soyaya borçlu olduklarını ortaya koyuyor. Soya hazinesi, keşfeden kozmetik dünyası,uzun yıllardır özel ürünler üretiyor. Mucizevi soya filizleri, mü­kemmel bir cilt yapısı oluşmasında ve siyah noktaların yok edil­mesinde etkili. Soyada bulunan bitkisel hormonphyto-östrojen”, özellikle anti-aging kremlerinde kırışıklıkları önlemek ve cilt sorunlarını gidermek için birebir. Kuruyan ellerin ve zarar görmüş tırnakların da soya, kakao yağı, E vitamini ve yeşilçay ektsreleriyle bakımını yapmak mümkün. Banyoda da soya sütü ve bal kuru ciltleri mineraller ve vitaminlerle beslemede ve ba­kımlarını yapmada mükemmel bir ikili oluşturuyor... ve mineral­lerle pürüzsüz

saç ve cilt bakımı için doğal sabunlar

SİVİLCE

Ardıç, Bergamut, Limon, Papatya, Portakal

AKNE

Ardıç, Bergamut, Kayısı, Kekik, Kil, Lavanta, Papatya, Portakal

MANTAR

Ardıç, Kekik, Papatya

EGZAMA

Ardıç, Bergamut, Gül, Papatya

ANTİ-SELÜLİT

Adaçayı, Buğday, Portakal, Üzüm, Yasemin, Yosun, Zeytin

KAŞINTI

Ardıç, Papatya

YARA

Buğday, Gül, Itır, Kekik, Portakal, Tarçın

YANIK

Buğday, Portakal

APSE

Kekik, Papatya

ROMATİZMA

Ardıç, Yasemin, Zambak, Zeytin

SİYAH NOKTA

Itır, Kil

HAŞERE ISIRMASI

Limon, Portakal, Tarçın

KIZARIKLIKLAR

Bal, Defne, Zeytin

UYUZ

Menekşe

NASIR

Menengiç

DOĞUM LEKELERİ

Buğday, Gül, Menengiç , Zeytin

HAMİLELİK ÇATLAKLARI

Menengiç

GÜNEŞ LEKELERİ

Buğday, Zeytin

ALERJİK CİLTLER

Aloevera, Gül, Patçuli

CİLT ÇATLAMASI

Menengiç

YORGUN CİLTLER

Bal, Gül

HASSAS CİLTLER

Bal, Defne, Zeytin

YAĞLI CİLTLER

Adaçayı, Defne, Portakal

KURU CİLTLER

Aloevera, Bal, İğde, Papatya, Zeytin

KIRIŞIKLIK

Bal, Buğday, Patçuli, Üzüm, Yasemin

CİLT SARKMASI

Bal, Buğday, Patçuli, Üzüm, Yasemin

TOPUK ÇATLAKLARI

Tarçın

ESNEKLİK

Yasemin

BESLEYİCİ

Bal, Gül, İğde, Kayısı,Menengiç, Üzüm, Yasemin

BERRAKLIK

Bergamut, Yosun

PARLAKLIK

Bal, Buğday, Defne, İğde, Portakal, Tarçın, Yosun

CANLILIK

Adaçayı, Gül, Itır, Kayısı, Kil, Limon, Patçuli, Portakal, Tarçın

SIKILAŞTIRICI

Adaçayı, bal, Bergamut, Patçuli, Kil, Limon, Portakal

NEMLENDİRİCİ

Aloevera, Bal, Gül, Kayısı, Menengiç, Portakal ,Tarçın

YENİLEYİCİ

Buğday

PEELİNG ETKİLİ

Bal, Gül, Kil

SAÇ DÖKÜLMESİ

Ardıç, Defne, Zeytin

KEPEK

Ardıç ,Defne ,Lavanta

BOYALI SAÇLAR

Bal, Gül

ZAYIF SAÇLAR

Defne

İNCE SAÇLAR

Adıç ,Defne ,Zeytin

YAĞLI SAÇLAR

Portakal

KURU SAÇLAR

Zeytin ,Defne, Bal ,Gül

YIPRANMIŞ SAÇLAR

Buğday

 

 

mucize beyaz çay

sağlık çaymucize beyaz çay

Elle mart sayısında efsanevi beyaz çayı ele aldı. Her demlemede farklı bir aromatik tadı ortaya çıkan beyaz çay sağlığa yararlarıyla biliniyor

Beyaz şakayık, altın ay, gümüş iğne ve beyaz bulut gibi isimleriyle ve tadıyla efsaneler yaratan, yüzyıllarca çeşitli anlamlar yüklenerek değerlenen ve günümüzde pek çok araştırmanın konusu olan beyaz çaya kupalarınızda yer açın. Beyaz çay, adını çay tarlalarındaki açılmamış filizlerin gümüşi beyaz tüylerinden ve çok açık renkli liköründen alıyor. En nadide ve en pahalı çay çeşidi olan beyaz çay, kadim şifacılar tarafından yüzyıllardır bitkisel ilaç olarak da kullanılıyor. Ayrıca en az üretilen ve en yüksek düzeyde antioksidan içeren çay çeşidi. Dünyada yıllık üretimi 600-800 ton civarında. Çin, Hindistan, Kenya, Sri Lanka ve Vietnam kaynaklı beyaz çayın, ülkemizde de çeşitleri var. Dört çeşidi var Damakta tatlı ve ipeksi yumuşaklıkta tat bırakan beyaz çay, fındıksı bir aromaya sahip. Yüksek kalitedeki beyaz çay, diğer adıyla �gümüş iğne�, yalnızca filizler içeriyor. Kafeini daha az tüketmek isteyenler için keyifli bir seçenek. Dört grup beyaz çay var: Silver Needle (Yin Zhen Bai Hao), White Peony (Bai Mu Dan), Tribute Eyebrow (Gong Mei), Noble, Long Life Eyebrow (Shou Mei). En yüksek kaliteli beyaz çaylar olan �gümüş iğne� ve �beyaz şakayık�, Çin kaynaklı. �Silver needle�, �gümüş iğne�, �büyük beyaz� veya �narcissus� denilen çay klonlarının körpe etli tomurcuklarından dikkatli şekilde elle seçilerek üretiliyor. Hafif tatlımsı aroması ve lezzetiyle çok ünlü ve nadir. İkinci derece kalitede olan �beyaz şakayık� (white peony), tomurcuk ve yapraklardan oluşuyor. �Gümüş iğne�ye göre daha sert tada sahip olan çay, ondan daha koyu renkte. Avrupa ülkeleri ve Amerika�da fındık veya bambu kokulu, tatlı, hafif tütsülenmiş tada sahip, daha koyu likörlü �beyaz şakayık� satılıyor. Beyaz çaylar içinde en tanınmışlardan biri de, Çin�in Fujian Bölgesi�nde yetiştirilen �yüzde 100 organik beyaz şakayık�. Beyaz çayı Türkiye�de Lipton ile Schiller Chiemsee çay markaları içinde bulabilirsiniz. Beyaz çayın yararlarıBeyaz çay kolon, prostat, mide kanseri gibi birçok farklı kanser çeşidine karşı koruyuculuğa sahip. Yüksek tansiyonu düşürmeye yardımcı. Damarların gelişimine destek oluyor. Felç tahribatına karşı koruyucu etkili. İyi kolesterolü yükseltip, kötü kolesterolü düşürmeye yardımcı olarak damar sertleşmesi ve tıkanıklığının önlenmesine katkı sağlıyor. Bakteri ve virüsleri doğal yollarla yok etmeyi sağlıyor. Bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Soğuk algınlığına karşı korunmaya yardımcı. HIV belirtilerini hafifletebiliyor. Kalbi güçlendiriyor. Kemik yoğunluğunun yüksek olmasına katkıda bulunuyor. Romatizma ve osteoporoz hastaları için faydalı etkiye sahip. Dişleri daha güçlü yapan az miktarda florid ve diğer besin elementleri içeriyor. Kötü nefes kokusuna sebep olan bakterileri öldürüyor. Metabolizmayı hızlandırarak, dengeli diyet programına yardımcı oluyor. Nasıl demlenir?Demliğe koyulan beyaz çay, siyah çayın aksine birkaç kez demlenebiliyor ve her demlemede farklı bir aromatik bileşeni açığa çıkıyor. Eğer demlemede en yüksek kalitedeki filizler kullanılacaksa demleme süresi, suyun sıcaklığına bağlı olarak üç-dört dakika sürebiliyor. Çeşitli metotları deneyerek farklı damak tatları için en mükemmel beyaz çay demleme şeklini bulmanız mümkün. Efsanevi beyaz çay Bir Çin efsanesine göre, beş bin yıl önce İmparator Shen Yung kırda dolaşmaktadır. Su içilemeyecek kadar kirlidir, o da suyun kaynatılmasını emreder. Derken rüzgâr, fincandaki kaynar suya bir çay yaprağı bırakır. Meraklı imparator, yaprağın su içinde demlenmesine izin verir. Efsaneye göre imparator yedi yıl boyunca bölgede kalarak sürekli çay içer. Çin�in Song Hanedanlığı boyunca beyaz çaya büyük hürmet edilmiş. Bu değerli içecek, kraliyet tebasının seçimi ve imparatora sunulan özel bir hediye olmuş. Beyaz çay yaprakları ve tomurcukları, geniş kaselerde rahatça çırpılabilsin diye Song çay seremonisi boyunca ince toz şeklinde öğütülmüş. Bu şekilde ilk çay pudrası üretilmiş. Bu dönemde Çin�e giden Japon rahipler, Song usulü çay hazırlamayı öğrenmiş ve ülkelerinde alışkanlığı devam ettirmişler...

hava değişikliğine dikkat edin

kadın bakımhava değişikliğine dikkat edin

Sağlığımız ile hava durumu arasında garip bir ilişki var. Ani değişen iklim şartlarına uyum sağlamakta zorlandığımız için sağlığımız bozuluyor. Havalar en çok kadınları etkiliyor.
4 Mart 2008 Salı
Hele yüksek tansiyon,yorgunluk ve tedirginlikten şikayetçiyseniz,özellikle mevsimin değişim dönemlerinde,meterolojiyi izlemenizde yarar var. Şiddetli rüzgarın getirdikleri... Aniden kuvvetlice esen bir rüzgâr çıktığında; Kalbiniz dışarı çıkacakmış gibi küt küt atıyor. Üzerinizde nedenini bilmediğiniz bir asabilik var. Her şeye çabuk sinirleniyorsunuz. Uzmanlara göre kuru rüzgâr, (saç kurutma makinesinde olduğu gibi) insanı elektriğe kapılmış gibi sarsan, elektrostatik bir enerji birikimine yol açıyor ve cildimizdeki sinirsel alıcıları uyararak fiziksel ve beyinsel gerilimlere neden oluyor. Bora gibi çok kuvvetli esen rüzgârlı havalarda atmosfer basıncındaki şiddetli titreşimler, pek çok insanı etkileyerek başdönmesi, uykusuzluk, nedensiz baş, kas veya eklem ağrılarına yol açıyor. Eğer kolitten yakınıyorsanız şiddetli rüzgârlar rahatsızlığınızı azdırabilir. Ne yapmalı? * Rüzgarla gelen fiziksel ya da beyinsel gerilimlerden korunmak için doğal çarelere başvurup kekik, nane veya papatya çayı hazırlayın. 1 fincan kaynar suda 1 tatlı kaşığı karışık şifalı otları 10 dakika demlendirin. Süzüp ılık olarak için. * Havalara karşı hassas bir yapınız varsa ve tatil ya da iş amaçlı seyahate çıkacasanız, gideceğiniz yerin hava durumunu önceden öğrenip gerekli önlemleri alın. * Aşırı rüzgarlı havalardan etkilenmemek için sofranızda B grubu vitaminleri içeren meyve ve sebzelere yer verin. *Nemli havada kan dolaşımını hızlandıran besinleri sofranızdan eksik etmeyin. Bu arada melekotu gibi bitkilerle şifalı çaylar hazırlayıp için. Yağ tüketimini en aza indirgeyin. Bol balık, beyaz et, tahıl ve sebze yiyin.


Dolunayda vajinal mantarlara dikkat... Eğer vajinal mantardan şikayetçiyseniz, dolunayda rahatsızlığınız artabilir. Uzmanlara göre ayın değişik ritmleri adet dönemlerini uyarıyor, hormon üretimini artırıyor ve bağırsak parazitlerinin ya da kadın üreme organlarında yaşayan mantarların üretimini artırıyor.
Güneş saldırgan yapıyor... Güneşteki lekeler artınca sinir sistemimiz alt-üst oluyor. Saldırganlık olayları ve trafik kazalarında hızlı bir artış gözleniyor. Güneşteki fırtınalar organizmanın otomatik reaksiyonlarından sorumlu olan sempatik sinir sistemini etkileyerek yüksek tansiyonu azdırıp kalp ritmini bozuyor. Nemli hava melankoli ve adale ağrılarını davet ediyor...
Puslu, sisli ve nemli havalar, sinir sistemini alt üst ediyor. Sisli havada nem damlacıkları güneş ışığına geçit vermiyor. Bu da sağlığımızı etkileyerek vücudumuzun, mutluluk hormonu denilen serotonin üretimini düşürüyor. Sonuç olarak depresyon ya da melankoli kaçınılmaz oluyor. Sisli ve nemli hava ayrıca adale ve eklem ağrılarını azdırıyor. İçinde mikrop gibi maddeleri barındıran nem damlacıkları solunum yoluyla vücudumuza girerek enfeksiyon hastalıklarına davetiye çıkarıyor. Ve sinüzit, rinit, otit ve farenjit gibi hastalıklar ortaya çıkıyor. Nem mide sistemini de bozarak kolite yol açıyor...

aknelerden şikayet

akneAraştırmalar sadece ergenlerin değil 25-40 yaş arası kadınların da ciddi şekilde akne problemi yaşadığını ortaya koyuyor. Akneyle savaştan, doğru yöntemlerle galip çıkmak mümkün...

Akne sadece ergenlik çağındaki gençlerin sorunu değil. Özellikle, hormon seviyelerinde değişiklik olan bazı kadınlar, 25, 30 hatta 40�lı yaşlar ve sonrasında da akne sorunuyla baş başa kalabiliyorlar. ABD�deki bir araştırma, 25-40 yaş arası kadınların dörtte birinde akne sorunu olduğunu ortaya koymuş. Yani yetişkin kadınların arasında da bu son derece yaygın bir sorun. Ayrıca, ülkemizde yapılan bir araştırmada da dermatolog ziyaretlerinin birinci nedeninin �akne� olduğu belirlenmiş. Akneler nasıl oluşuyor?Akneler kıl keselerinde ve kıl keselerini saran kanal yüzeyinde, yağ üreten yağ bezlerinde oluşabiliyorlar. Vücudun tüm hücreleri gibi, cilt hücreleri de sürekli bir yenilenme içinde. Ve genellikle, eski hücreler öldüğünde cildin doğal yağına karışarak atılırlar. Ancak bu ölü derinin atılma oranı kişiden kişiye değişiklik gösterebiliyor. Bazı kişiler ölü hücreleri tamamen atamıyorlar. Cilde yapışıp kalan ölü hücreler, yağ ve kıl keseciklerinde tıkanmalara neden olabiliyor. Aslında, bu durum tıpkı mantarın şişeyi tıkamasına benzetilebilir. Mantar yani ciltten atılamayan ölü hücreler, keseciği tıkıyor, bunun biriken yağla şişmesine ve enfekte olmasına neden oluyor. Ardından da alyuvarlar bakterileri öldürmek için keseciğin etrafına hücum ediyor ve sonuçta bizler tüm bu olanları cildimizde kırmızı şişlikler yani sivilceler olarak fark ediyoruz. Sivilceler böyle iltihaplı olabileceği gibi iltihapsız sadece siyah ya da beyaz tıkanmış gözenekler şeklinde de olabiliyorlar. Korunmak için dikkat Pürüzsüz bir ten için işte dikkat etmeniz gereken bazı noktalar;
Aşırı güneşten sakının: Belki güneşlenmenin ve bronz bir tenin sivilcelerinize iyi geldiğini düşüne-bilirsiniz. Ancak kesinlikle bunun geçici bir düzelme olduğunu bilmeniz gerekiyor. Aşırı miktarda güneş ışığına maruz kalmak, cildin kalınlaşmasına ve ciltteki gözeneklerin tıkanmasına neden oluyor. Cildi zararlı güneş ışınlarından korunmanın en güzel yolu, cilt yapınıza uygun UVB ve UVA koruma faktörlü bir güneş kremini düzenli olarak kullanmak. Yüzünüzü aşırı yıkayamayın: Bildiğiniz gibi cildinizi temiz tutmak ve yüzünüzü yıkamak, cilt sağlığınız için oldukça faydalı. Ancak, bunun da bir dozu var. Uzmanlar günde 2-3 kereden fazla yüzün yıkanmaması gerektiği konusunda hem fikir. Çünkü yüzü aşırı yıkamak, cildin tahriş olmasına neden olabiliyor. Cildinizi bakterilerden koruyun: Basit birkaç alışkanlıkla cildinizi aknelere neden olan bakterilerden korumanız mümkün. Bunun ilk kuralı ellerinizi sık sık yıkamak. Ve eğer varsa ellerinizi sürekli yüzünüze götürme alışkanlığınızdan mümkün olduğunca uzaklaşmaya çalışmak. Stresten kaçının: Tabii ki, bunu söylemenin kolay olduğunu biliyoruz ancak yine de stresin cildin baş düşmanı olduğunu biliyoruz. Stres, cildiniz daha fazla yağ salgılamasına neden olan kortizol hormonunun daha fazla salgılanmasına neden oluyor. Egzersiz yaparken makyaj yapmayın: Egzersiz yaparken terleyeceğiniz için en yağsız makyaj malzemeleri bile akneye neden olabilir. Bu nedenle özellikle yoğun şekilde egzersiz yaparken ya makyaj yapmayın ya da makyajınız varsa temizleyin. Vitamin desteğine dikkat: Eğer vitamin desteği kullanıyorsanız, bunun iyot miktarına dikkat edin. Uzmanlar, günlük 120-150 mg arasından daha fazla iyot içeren vitamin desteklerinin ciltte akneye neden olabileceğini belirtiyor. Akne düşmanı ürünler La Roche-Posay Effaclar Serisi: Yağlı ve akneye eğilimli ciltler için, dermatologların tercih ettiği seri olarak sunulan Effaclar, selenyum bakımından zengin, termal su içeriyor. Serinin, mikro soyucu ürünü Effaclar K, yağlı ciltlerdeki düzensiz görünümü gidermek üzere formüle edilmiş. Seride temizleyiciden toniğe 9 farklı ürün bulunuyor. Proactiv Solution Serisi: Sivilcelerle savaşta etkili ürünlerden birisi Proactiv Solution. Markanın uzmanları, Proactiv Solution�ın sivilcelere başlangıç aşamasındayken müdahale ettiğini ve oluşacak sivilceleri de önlemeye yardımcı olduğunu belirtiyorlar.
Noviderm Boreade Serisi: Boreade ürünleri, olgun ve yağlı ciltlere özel bir bakım sunan sunmak üzere formüle edilmiş. Markanın yumuşatıcı ürünü, bileşimindeki C vitaminiyle cildi çok yumuşak bir şekilde soyuyor ve cildin pürüzsüzleşmesine yardımcı oluyor. Vichy Normaderm Serisi: Ciltteki pürüzleri ve düzensizlikleri gidermeyi hedefleyen Vichy Normaderm serisiyle, cildin 3 haftada yenilenmesinin mümkün olduğu söyleniyor...

Kadın, kadında stres

kadında streskadında stres

Kadın olmak, bakımlı olmak, ince olmak ve hoş görünmek stresi yüklüyor çoğu zaman üzerimize. Kalabalık bir ortamda bu stres daha da artıyor çünkü içeri giren bir kadına sadece erkekler bakmıyor.

İçeri giren kadını kadınlar daha fazla inceliyor ve çok acımasız eleştirebiliyor. Oysa erkekler birbirine bu stresi yaratmıyor. Kadının üzerinde çift stres var; hem kadın kadına hem de erkek kadına göz stresi uyguluyor. Üstelik kadın doğası gereği vücut tipi ve bileşimi açısından erkeğe göre daha şanssız. Ergenlik dönemi, ilk adet kanaması, hamilelik, emzirme dönemi, menopoz, osteoporoz, düşük bel pantolonlar, vücuda yapışan elbiseler, davetler, keyifli geceler ve ardından sabah baskül işkencesi... Kadınlar her zaman kilolarına dikkat ederler. Çünkü daha kolay kilo alırlar. Bunun sebebi, kadınlık hormonu östrojen nedeniyle, vücut yağ oranının daha yüksek olmasıdır.
Erkek ve kadın arasındaki farklarErkekler kadınlardan çok daha fazla yemek yerler ama hemen kilo almazlar. Çünkü onların metabolizmaları daha hızlıdır. Yüksek kas oranı, yediklerini daha çabuk yakmalarını sağlar. Kadınların olaylardan etkileniş biçimi veya yaşananlar karşısındaki yorumu, genelde erkeklerden farklılık gösterir. Özellikle ayrılık, üzüntü, sıkıntı, yalnızlık gibi duyguların yarattığı yeme isteğinin gerçek açlık olmadığı bilinmelidir. Bu tip durumlarda hissedilen duygusal açlık nedeniyle, buzdolabı ve TV önünde mekik dokunan saatler yaşanabiliyor. Yemeğin psikolojik açıdan ayakta durabilmek için koltuk değneği gibi kullanılması, kadınlarda kilo probleminin sebebi olabiliyor çoğu zaman.
Erkekler kolay kilo verirler çünkü erkekler bütün gün dışarıda oldukları için daha düzenlidirler. Belli bir yaştan sonra kadınlar için spor güç bir uğraştır. Oysa erkekler özellikle olgun yaşlarda spora daha çok yönelir. Erkeklerin kas ağırlığı daha fazlayken kadınların yağ kütlesi daha fazladır. Kadınların doğum, menopoz gibi dönemleri ve her ayın neredeyse yarısı, hormon değişiklikleriyle geçer. Bu bir dezavantajdır. Üstelik kadınlarda sürekli diyet yapma fikri bu işi işkence haline getirebiliyor. Kadın olmanın avantajları Kadınlarda yağ dokusu fazlalığı estetik açıdan dezavantaj olsa da aslında sağlık açısından erkeğe göre avantaj yaratmaktadır. Erkeklerin göbeğinde biriken yağlar daha tehlikeli olup, diyabet, kolesterol, hipertansiyon ve böbrek taşı gibi rahatsızlıklara yol açar. Bel - kalça oranı, bu nedenle önemlidir. Bu oran erkekte 1, kadında ise 0.8 değerinin üzerine çıkmamalıdır. Erkek tipi şişmanlık genelde karın çevresinde biriken yağlarla karakterizedir ve �elma tipi� diye bilinir. Kadınlarda daha sık görülen vücut tipi ise �armut tipi� olandır.
Kadın olmanın diğer bir avantajı ise tabii ki anne olabilmek. Ben kadın olmaktan mutluyum, iyi ki kadın doğmuşum. Biraz kilo fazlanız olabilir, her kadın ince olmak zorunda değil. Sağlığınızı tehdit edecek boyutta şişman değilseniz aktif bir yaşam sürüyor, tüm besin gruplarından dengeli tüketiyorsanız düzenli sağlık muayenesi yaptırıyorsanız ne mutlu size. Hep mutlu kalın, kadınlar günününüz kutlu olsun. 30�lu yaşlarda kadında yeni bir dönem başlıyor30�lu yaşlar, kadınların �Daha önce de aynı şeyleri yiyordum ve kilo almıyordum ama şimdi vücuduma bir şeyler oldu sanki, kalınlaştım, yağlanmaya başladım� ifadelerini en yoğun kullandıkları dönemdir. Çünkü 30 yaşından sonra vücut her 10 yılda bir metabolik hızını yavaşlatır. Üniversite, master ve çalışmanın ardından, genelde bu yaşlarda kişiler iş ve özel hayatlarını düzene sokarlar. Bu düzenle birlikte hareketsiz yaşam riski doğar. Satın alma gücünün artması, dışarıda yenen yemekler, davetler, sağlığa gösterilmesi gereken özeni gölgeleyebilir. Oysa 30�lu yaşlar vücudunuza yatırım yapmanız için hâlâ bir fırsat dönemidir. Özellikle kemikler açısından 25-35 yaş arası çok iyi değerlendirilmelidir. Osteoporoza karşı önlem için 35 yaşına kadar diyetle kalsiyum alımı gerekir. Anne olmak için de genelde çalışankadınların tercihi 30�lu yaşlardır. Bu sebeple, hem sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek için vücuttaki depoları dolu tutmak, hem de formunu koruyabilmek için dengeli beslenme ve egzersiz bu yaşlardan itibaren hayatın ayrılmaz bir parçası olmalıdır.
Jinekolojik muayeneler de her yıl düzenli yaptırılmalı, ailesinde şeker hastalığı, kalp, yüksek tansiyon, kanser öyküsü olanlar 30�lu yaşlardan itibaren düzenli sağlık muayenesi yaptırmalıdır. İyi beslenemeyip, çok sık seyahat edenler, bu dönemde multivitamin kullanabilirler. Gebeliğe hazırlıkta B grubu vitaminler, özellikle folik asit ve demir seviyelerine bakılarak destek alınmalıdır...

Göğüs kanseri riskini aspirin azaltıyor

kanseri riskini aspirin azaltıyorkanseri riskini aspirin azaltıyor

Araştırmaya göre, meme kanseri hastalarında COX enzimi ve prostaglandinlerin anormal olarak yüksek olduğu ve Aspirin gibi steroid olmayan antienflamatuvar ilaçların (NSAİİ) COX enzimini inhibe ederek prostaglandin sentezini azalttığı görüldü. Bu sonuca göre meme kanserinden korunmada ve tedavisinde NSAİİ’lerin etkili bir rolü olabileceği belirtiliyor. Aspirin’in göğüs kanseri hastalarında kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatan maddelerin miktarını artırdığı ve buna paralel hastalığa bağlı ölümlerde azalma olduğu da kaydediliyor.

Araştırmacılar, göğüs kanseri riskini azaltmak için kullanılması gereken optimal doz ve kullanım süresi ile ilgili daha detaylı araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.
Berlin Teknik Üniversitesi ve Teknoloji ve Yönetim Bölümü’nün 2001 ve 2005 yılları arasında gerçekleştirdiği bir başka meta- analiz ve meta- regresyon gözlemlerine göre ise, "Aspirin kullanılan her yılın göğüs kanseri riskini yüzde 2 oranında azalttığı" sonucuna ulaşılmıştı.

 

kalp hastalarının Dikkat Etmesi Gerekenler

Klap hastalarıKalp hastalarının Dikkat Etmesi Gerekenler

- Sinirlenmeyin
- Sigarayı bırakın
- Şişmanlamamaya ve kilonuzu muhafaza etmeye çalışın
- Fazla yorucu işler yapmayın
- Uyku ve dinlenmenizi ihmal etmeyin
- Koşmayın, acele etmeyin.
- Her gün bir öncekinden daha iyi olduğunuza inanın
- Kabız olmamaya dikkat edin
- Çürük dişleriniz varsa, tedavi ettirin
- Fazla miktarda yağlı sığır veya koyun eti, sütlü şeyler yemeyin. Konserve, pastırma, salam, peynir, turşu, balık ve çikolata gibi şeyleri mümkün olduğunca azaltın
- Yemeklere tuz koymayın. Yemeklerinizi mısırözü, ayçiçeği veya haşhaşyağı ile hazırlayın
- Bol bol taze sebze ve meyve yiyin
- Bol bol yoğurt yiyin ...

Horlamanın nedenleri

Horlamanın nedenleriHorlamanın nedenleri

Kilo fazlalığının horlamanın en önemli nedenlerinden biri olduğu bilinmektedir. Kilo fazlası olup zayıflayan hastaların %80'inde horlamanın önemli derecede azaldığı veya tamamen ortadan kalktığı görülmüştür. Kilo verme, özel şekilli yastıklar, ağız veya buruna yerleştirilen bazı cihazların kullanılması, uyku ilaçları, sakinleştirici ilaçlar ve alkol kullanımından kaçınma gibi yöntemler horlamanın kontrolunda yararlı olabilir.

Günümüzde, horlamayı ortadan kaldıracak etkili bir yöntem vardır. "Laser uvulo-palatoplasti (LAUP)" adı verilen bu cerrahi yöntemle yumuşak damaktaki dokular yeniden şekillendirilmekte ve horlama önlenebilmektedir. Bu ameliyatın başarı oranı %85-90 arasındadır. Ameliyatta, lazer ışını ile yumuşak damaktaki dokular dikkatle küçültülmekte ve zamanla dokuların iyileşip gerginleşmesiyle uyku sırasındaki titreşimleri, yani horlama ortadan kalkmaktadır. Ameliyatta lazer ışınının kullanılmasının nedeni, lazerin yumuşak dokuları kanamaya neden olmadan kesme yeteneğinin bulunmasıdır. Ameliyat yaklaşık yarım saat sürmekte ve boğazı uyuşturacak şekilde lokal anestezi ile yapılmaktadır.


Pekçok hastada bir kez tedavi ile istenen sonuç alınmaktadır; ancak, bazı hastalarda ameliyatın en erken dört hafta aralıkla olmak üzere tekrarlanmasına ihtiyaç duyulabilir. Bazı hastalarda horlama tamamen ortadan kalkmasa bile, şiddeti azalmaktadır.
LAUP ameliyatını takibeden birkaç gün ile iki hafta arasında boğaz ağrısı hissedilmekte ve ağrı kesici ilaçlarla kontrol altına alınmaktadır. Hastaların çoğu birkaç gün içinde normal hayatlarına dönmekte ve çalışmaya başlayabilir hale gelmekte, sadece ağır kaldırma gibi zorlayıcı bedensel faaliyetlerden kaçınmaları istenmektedir.
Ameliyatın etkilerinin görülme zamanı kişiden kişiye değişmektedir. Bazı hastalarda sonuç hemen alınmakta, ameliyatın yapıldığı gün horlama kesilmektedir. Diğer hastalarda, ameliyatın sonucu bir aya kadar ortaya çıkmakta ve kesinleşmektedir.